Tbeti (ტბეთი) adı, Gürcücede "göl" anlamına gelen tba (ტბა) sözcüğü ile yer bildiren -eti (-ეთი) ekinin birleşiminden türetilmiş olup "göller yöresi" ya da "göller bölgesi" anlamına gelmektedir. Nitekim Gürcü coğrafyacı Vakhuşti, Tbeti adının çevredeki çok sayıdaki gölden kaynaklandığını açıkça belirtir. Yer adı Türkiye'de Tbet biçiminde benimsenmiş, daha geç bir dönemde ise Tibet şekline dönüşmüştür.
Tbeti Katedrali, tarihsel Şavşeti bölgesinde, günümüzde Şavşat ilçesine bağlı Cevizli Köyü'nde yer alan ve Orta Çağ boyunca bölgenin en önemli manastır ve piskoposluk merkezlerinden biri olarak işlev gören anıtsal bir yapıydı; aynı zamanda yazı ve kitap üretimi açısından da dikkate değer bir kültür merkezi konumundaydı. 10. yüzyılın başlarında kurulduğu kabul edilen katedral, sonraki dönemlerde çok sayıda onarım ve yeniden inşa evresi geçirmiş; ilk aşamada sekiz kollu bir plan anlayışına sahipken, yüzyılın sonlarına doğru haç planlı ve kubbeli yeni bir yapı biçimine dönüştürülmüştür.
11-14. yüzyıllar arasında gerek mimari düzenleme gerekse bezeme unsurları bakımından çeşitli müdahalelerle genişletilen yapı, 20. yüzyılın ortalarına kadar büyük ölçüde ayakta kalmış, ancak 1961 yılında tahrip edilmiştir; günümüzde manastır kompleksinden yalnızca ana katedrale ait kalıntılar korunabilmiştir. Katedralin adanışı konusunda kaynaklar arasında farklı görüşler bulunmaktadır: bazı çalışmalarda yapının Meryem Ana'ya ithaf edildiği belirtilirken, 995 tarihli Tbeti Dört İncil elyazmasına dayanan veriler, kilisenin Kutsal Havariler adına adanmış olabileceğini göstermektedir. Daha sonraki bir aşamada ise yapının Aziz Georgios adına yeniden takdis edildiği anlaşılmaktadır.
Yerel anlatılara göre, katedralin yıkıntı hâline gelmiş taşları bir dönem Şavşat'taki idarî bir yapının inşasında kullanılmış, söz konusu yapı da ilerleyen yıllarda tekrar yıkılmıştır.














