Çadırkaya beldesinin adı, tarihsel kaynaklarda farklı biçimlerde kaydedilmiştir. Yerleşim, 450 yılı kayıtlarında Pakayaric, 474'te Pakarinç, 1004'te Pakaric, 16. yüzyıl ve Cumhuriyet'in erken dönem kayıtlarında ise Pekeriç adıyla anılmaktadır. Bu çeşitlilik, yerleşimin uzun süreli tarihsel sürekliliğini ve farklı kültürel çevrelerle olan etkileşimini yansıtmaktadır. Çadırkaya Kalesi, Erzincan il merkezinin yaklaşık 104 km doğusunda, Tercan ilçesi sınırları içerisinde ve Çayırlı ilçesine yakın bir konumda, Çadırkaya beldesinin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Yaklaşık 100 metre yüksekliğinde doğal bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale, bulunduğu coğrafyanın sunduğu doğal savunma avantajlarını etkin biçimde kullanmaktadır.
Günümüzde sur kalıntılarının büyük ölçüde tahrip olduğu görülmekle birlikte, kayaya oyulmuş mekânlar, merdivenler ve sarnıçlar yapının özgün planını kısmen ortaya koymaktadır. Arkeolojik veriler, kalenin Urartu Krallığı döneminde, özellikle II. Argişti zamanında inşa edilmiş olabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda yapı, Altıntepe gibi önemli merkezlerle birlikte bölgenin savunma ve idari organizasyonunda rol oynayan bir kale niteliği taşımaktadır. Kalede tespit edilen on dokuz adet kaya mezarı ve kaya içine oyulmuş su tünelleri, yerleşimin yalnızca askeri değil, aynı zamanda yerleşim ve ritüel işlevlere de sahip olduğunu göstermektedir.
Çadırkaya Kalesi'nin dikkat çekici unsurlarından biri de güney eteklerde yer alan kaya işaretleridir. "V", "U" ve daire formunda görülen bu işaretlerin işlevi kesin olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Genel görüş, bu sembollerin ritüel veya sembolik anlamlar taşıdığı yönündeyken, E. Konyar bu işaretlerin üretim süreçlerinde kalıp olarak kullanılmış olabileceğini ileri sürmektedir. İşaretlerin kalenin dış kesiminde yer alması ve biçimsel özelliklerinin tekerlek veya boyunduruk gibi araç gereçlerle benzerlik göstermesi, bu ikinci görüşü destekleyebilecek niteliktedir.




