Elazığ kent merkezinin 5 km kuzeydoğusunda, sarp kayalıklar üzerine kurulu olan Harput Kalesi, yaklaşık 3000 yıllık geçmişiyle Anadolu'nun en köklü savunma yapılarından biridir. Tarih boyunca "Süt Kale", "Hısn-ı Ziyad" ve "Ziata Castellum" gibi isimlerle anılan kale, Urartu Krallığı'ndan Osmanlı İmparatorluğu'na kadar uzanan çok katmanlı bir yerleşim ve askeri garnizon özelliğine sahiptir. Harput Kalesi'nin temelleri M.Ö. 8. yüzyılda Urartu Krallığı tarafından atılmıştır. Ancak 2016 yılında Nevroz Ormanı'nda bulunan kabartmalar, bölgedeki yerleşim izlerini M.Ö. 2. bin başlarına kadar geri götürmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde "Ziata" adıyla anılan kale, Arap akınları döneminde "Ziyad'ın Kalesi" anlamına gelen Hısn-ı Ziyad ismini almıştır. 1085'te Çubuk Bey ile Türk idaresine giren kale, 1115'te Artuklu Emiri Belek Gazi'nin eline geçmiştir. 1516 yılında ise Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Harput Kalesi, doğal kaya blokları üzerine asimetrik bir planla inşa edilmiştir. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan yapı, yüksek surları ve stratejik burçlarıyla kuşatılması zor bir tahkimattır. İbni Bibi'nin kayıtlarına göre Selçuklu döneminde kalenin girişinde "mavi renkli yüksek kuleli" görkemli bir kapı bulunmaktaydı. Evliya Çelebi ise 17. yüzyılda kalenin içinde yaklaşık bin ev, bir cami ve meşhur "Dağ Kapı" ile "Metris Kapı" isimli girişlerden bahseder. Kalenin kuzey ucunda yer alan Artuklu Sarayı, dönemin mimari ihtişamını yansıtan en önemli bölümlerden biridir. Mateos Vekayinamesi gibi kaynaklar, kaledeki zindanlarda Urfa Kontu Joscelin ve Birecik Senyörü Galeran gibi önemli figürlerin esir tutulduğunu ve yerli Ermeni ustaların yardımıyla düzenlenen operasyonlarla kurtarıldıklarını anlatır.
Kalenin doğu surları altında yer alan ve "Kızıl Kilise" olarak da bilinen Meryem Ana Kilisesi, kaleden daha eski bir geçmişe (Bizans dönemi) sahiptir. Tek nefli, bazilikal planlı ve tonoz örtülü olan bu yapının batı duvarı, bizzat kalenin üzerine kurulu olduğu kayalıklardan oluşmaktadır. Girişindeki kitabe, Hristiyan toplumuna ait bu kutsal mekanın Artuklu Sultanı Fahreddin Karaarslan tarafından onarıldığını belgeler; bu da bölgedeki kültürel hoşgörünün bir kanıtıdır. Harput Kalesi, bünyesindeki Urartu kalıntılarından Artuklu saraylarına, Süryani kiliselerinden Osmanlı mahallelerine kadar Anadolu'nun binlerce yıllık siyasi ve sosyal değişimini bir arada sunan eşsiz bir anıttır.











