Erzincan'ın Kemah ilçesinde, yaklaşık 100 metre yükseklikteki doğal bir kaya kütlesi üzerine inşa edilen Kemah Kalesi, 23 hektarlık alanı ve 4000 yıla uzanan yerleşim geçmişiyle Doğu Anadolu'nun en önemli savunma ve kültür merkezlerinden biridir. Tarih boyunca Hititlerden Osmanlılara kadar pek çok medeniyetin stratejik kilidi olan kale, aynı zamanda Aršakid Hanedanı mensuplarının kutsal bir nekropol alanı olma özelliğini taşır. Kemah'ın yerleşim tarihi M.Ö. 2000'li yıllara, Hitit ve Hayaşa krallıkları dönemine kadar uzanmaktadır. Hitit kaynaklarında Kumaha adıyla geçen kale, Hitit krallarının Hayaşalar üzerine düzenlediği seferlerin ana hedefi olmuştur. Roma ve Bizans kaynaklarında Camacha olarak anılan kalede Armenia krallarının hazinelerinin burada saklandığı bilinmektedir. "Gamackh" kelimesinin Ermenice'de "ceset/naaş" anlamına gelmesi, kalenin bir kraliyet nekropolü olma işlevini pekiştirir. Hristiyanlık öncesinde kalede, baş tanrı Aramazd (Zeus) adına inşa edilmiş muhteşem bir tapınak bulunmaktaydı. Bu tapınak, daha sonra Aziz Krikor Lusavoriç'in emriyle yıkılmıştır.
Kemah Kalesi, doğal topografyanın sunduğu avantajları askeri mimariyle birleştiren devasa bir komplekstir. Yaklaşık 360x310 metre ölçülerindeki İç Kale, büyük blok kesme taşlardan yapılmış burç ve bedenlerle çevrilidir. Beşgen planlı burçlar, yapıyı kuşatmalara karşı dayanıklı hale getirmiştir. Kalede, kuşatmalar sırasında nehre ulaşımı sağlayan veya stratejik kaçış rotaları oluşturan çok sayıda gizli yol, dehliz ve su tüneli bulunmaktadır. Sondaj çalışmaları, bu su tünellerinin bir kısmının Roma döneminde inşa edildiğini göstermektedir. Evliya Çelebi'nin 17. yüzyıl notlarına göre kalede o dönemde 600 civarında konut, 3 cami, 8 mescit, buğday ambarları ve sarnıçlar bulunmaktaydı. Günümüzde ise bu yapılardan hamam ve gözetleme kulesi kalıntıları ile Mengücekli ve Osmanlı dönemine ait izler seçilebilmektedir.
Kemah, Karasu vadisine hakim konumuyla Roma, Bizans, Sasani ve İslam devletleri arasında bir "tampon bölge" görevi görmüştür. Bizanslılar, imparatorluğun doğu sınırlarını korumak için burada güçlü bir garnizon bulundurmuş; kale Arap kaynaklarında Kamah adıyla anılmıştır. 11. yüzyılda Mengücekliler ile başlayan Türk hakimiyeti, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de devam etmiştir. Yavuz Burcu üzerindeki kitabe, kalenin Osmanlı dönemindeki ilk yazılı kaydı olarak kabul edilir.











