Soğanlı Dağları'nın 2900 metrelik sarp zirvelerinde stratejik bir noktada konumlanan Micingert Kalesi, Erzurum ve Kars arasındaki geçiş hattını denetleyen bölgenin en müstahkem savunma yapısıdır. İsminin kökeni hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, kadim İran destanlarındaki "Bijen" isminin zamanla değişime uğrayarak "Micingert" halini aldığı düşünülmektedir.
Tarih boyunca Gürcü ve Bizanslılar için büyük önem taşıyan kale, Malazgirt Zaferi'nden sonra Ebü'l-Kasım Bey önderliğindeki Saltukluların hakimiyetine girerek bölgedeki Türk idaresinin en önemli askeri ve idari merkezlerinden biri olmuştur. Özellikle Saltuklu hükümdarı İzzed-Din Saltuk döneminde kapsamlı bir onarımdan geçen kale, yüzyıllar boyunca Aşağı Pasin (Pasin-ı Sûflâ) bölgesinin sancak merkezi olarak hizmet vermiştir.
Yakut el-Hamevî gibi Orta Çağ coğrafyacıları tarafından "Bîcan" ismiyle anılan bu yapı, yaklaşık 300 metre uzunluğu ve 15 metrelik genişliğiyle yalçın bir kaya kütlesi üzerinde yükselmektedir. Saltuklular, kaleyi özellikle Gürcü akınlarına karşı bir savunma kalkanı olarak kullanmış; stratejik konumu sayesinde İran yönünden gelebilecek tehlikelere karşı da Erzurum hattını koruma altına almıştır.
Günümüzde kalenin çevresi, taş işçiliğinin özgün örnekleri, seramik kalıntıları ve kaplumbağa figürlü heykellerle dolu zengin bir arkeolojik alan niteliğindedir. Kaleyi emsallerinden ayıran en temel özellik, Saltuklulardan günümüze ulaşan iki önemli kitabeden birine ev sahipliği yapmasıdır. Ayrıca kalenin bulunduğu İnkaya köyü civarında ana kayaya oyulmuş sığınaklar, kemerli bölmeler ve bölge halkı tarafından "Alitaşı" olarak adlandırılan yazıtlı kaya odaları, yapının sadece askeri bir garnizon değil, aynı zamanda kompleks bir yerleşim alanı olduğunu kanıtlamaktadır. 1877 yılına kadar idari önemini koruyan Micingert, hem mimari dokusu hem de üzerindeki tarihi kitabelerle bölgedeki kadim tarihin ve Türk varlığının en belirgin şahitlerinden biridir.














