Kars ilinin Kağızman ilçesinin yaklaşık 35 km kuzeybatısında, Aladağ'ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulu olan Keçivan Kalesi, antik çağlardan Osmanlı dönemine kadar bölgenin en stratejik savunma noktalarından biri olmuştur. 1960 yılından sonra Tunçkaya adını alan yerleşim, adını bölgedeki bazalt sütunların demir oksitlenmesi sonucu aldığı kızılımsı (tunç) renkten almaktadır. Keçivan, antik kaynaklarda Artagers, Artakers veya Artageras adlarıyla anılmaktadır.
M.S. 2. yüzyılda Romalı tarihçi Dio Cassius ve coğrafyacı Strabon, kalenin uzun kuşatmalara sahne olduğunu kaydeder. Özellikle M.S. 3 yılında İmparator Augustus'un generalleri tarafından kuşatılması ve kale komutanı Addon (Ador) tarafından Gaius'un burada yaralanması, kalenin dünya tarihindeki kritik anlarından biridir. 4. yüzyılda Armenia kralı ile soylu aileler (nakhararlar) arasındaki çatışmalarda önemli bir sığınak olmuş, Kamsarakan ailesinin mülkü iken II. Arsaces tarafından tahkim edilmiştir.
Keçivan Kalesi, topografyanın sunduğu doğal korumayı mimariyle birleştiren "kale-içi yerleşim" tipinin en özgün örneklerinden biridir. Köyün etrafındaki dik duvar şeklindeki bazalt sütunlar, birçok noktada sur ihtiyacını ortadan kaldırarak doğal bir engel oluşturur. Bu stratejik konumu nedeniyle kaleye giriş sadece batıdaki dar bir kıstak üzerindeki tek bir kapıdan sağlanmaktadır. Mevcut surlar yaklaşık 6 metre yüksekliğindedir ve her 50 metrede bir destekleme kuleleriyle tahkim edilmiştir. Kale mimarisi, 12. yüzyıl Selçuklu özelliklerini taşımakla birlikte Osmanlı döneminde ciddi onarımlar görmüştür. Yerleşim içerisinde kare planlı ve günümüzde harap durumda olan bir cami, bir hamam kalıntısı ve kalenin güney ucunda yer alan bir kilise bulunmaktadır. Kilisenin malzeme ve işçilik farkı, kalenin ana gövdesinden daha erken bir tarihte (muhtemelen 13-14. yüzyıl) inşa edilmiş olabileceğine işaret eder.
Keçivan ismi, Ermenice "vank" (manastır/kilise) kelimesiyle ilişkilendirilmekle birlikte, halk arasında "Geçvan" veya "Geçivan" olarak da telaffuz edilir. Yerel efsanelerde kalenin Alp Er Tonga'nın yaylaklarından biri olduğu rivayet edilir. Bu durum, bölgedeki Türk varlığının sözlü tarihteki derinliğini gösterir. 1640 yılında bölgeyi ziyaret eden Çelebi, kaleyi "Geçkovan Dudman Kalesi" olarak adlandırmış; kalenin Abbasi, Moğol, Karakoyunlu ve Timur dönemlerindeki el değiştirmelerini ve yıkımlarını detaylandırmıştır. 1554'te Lala Mustafa Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılarak bugünkü idari yapısına kavuşmuştur.



















