Doğubeyazıt'ın 7 km güneydoğusunda, Belleburç mevkisindeki sarp bir kayalık üzerinde yükselen ve günümüzde harabe halinde bulunan Doğubeyazıt Kalesi'nin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kaledeki Urartu dönemi mezarları, antik çağ kalıntıları ve temel yapısındaki taş kesme teknikleri, buranın ilk olarak Urartular tarafından inşa edildiğine dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Alman arkeolog D. Huff'ın bölgedeki kaya mezarları üzerine yaptığı araştırmalar, buradaki yerleşimi M.Ö. 13 ile 9. yüzyıllar arasına tarihlendirmekte ve kalenin o dönemdeki adının "Daryunk" olduğunu belirtmektedir.
Yüzyıllar boyunca askeri ve ticari açıdan kritik roller üstlenen bu muhkem yapı, 1064 yılında Büyük Selçukluların hakimiyetine girmiş ve mevcut mezar kalıntılarından anlaşılacağı üzere Selçuklular döneminde güneybatı yönüne doğru genişletilmiştir. Orta Çağ başlarında Karadeniz limanlarından Asya'ya uzanan transit ticaret rotasını kullanan Cenevizli tüccarların da kervanların konaklaması ve güvenliği amacıyla burada tahkimatlar yaptığı aktarılmaktadır; nitekim bölge halkı arasında kalenin günümüzde bile "Ceneviz Kalesi" olarak anılması bu tarihi bağla ilişkilidir.
Antik çağlardan itibaren taşınan Daryunk ismi, bölgenin 14. yüzyılda Celayirliler tarafından fethine kadar korunmuştur. Celayir Devleti'nin bölünmesiyle idareyi devralan Sultan Bayezid, 1374 yılında dış saldırılara karşı kaleyi kapsamlı bir şekilde restore ettirmiştir. Halk tarafından çok sevilen Sultan Bayezid'in vefatının ardından, onun anısını yaşatmak amacıyla Daryunk adı terkedilerek şehre ve kaleye ilk kez "Bayezıd" ismi verilmiştir. Sonraki yüzyıllarda Osmanlılar tarafından da onarılarak stratejik önemini koruyan bu tarihi kale, günümüzde harabe durumunda olmasına rağmen bölgenin en önemli turizm merkezlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.




