Zağ Mağaraları, Bingöl ili sınırları içerisinde Kepçeli (Gırnés) köyüne bağlı Kuşburnu (Zağ) mezrası ile Gökçeli (Talvare) köyü arasında, Murat Nehri vadisine hâkim sarp ve dik kayalık bir yamaç üzerinde konumlanmaktadır. Doğal kayalık kütlenin ön cephesine oyularak oluşturulan mağara kompleksi, insan eliyle şekillendirilmiş çok katlı bir yaşam alanı niteliği taşımaktadır. Kayalık zeminden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yerleşim, savunmaya elverişli konumu sayesinde ulaşılması güç bir noktada inşa edilmiştir. Mağara sistemine giriş, kayaların oyulmasıyla meydana getirilen basamaklı geçitler aracılığıyla sağlanmakta, iç mekânlar ise birbirine kademeli koridorlar, merdivenler ve yuvarlak baca biçimli dikey geçiş boşluklarıyla bağlanmaktadır. Araştırmalar, yapının zemin kat dâhil toplam beş katlı bir düzen gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Alt katlarda yer alan bazı odalarda ana kaya tabanına oyulmuş, iç yüzeyleri sıvalı küp biçimli çukurlar tespit edilmiştir. Bunların tahıl, yağ ve çeşitli sıvıların depolanması amacıyla kullanıldığı düşünülmektedir. İlk katın daha çok depo, zahire ambarı veya su muhafaza alanı olarak düzenlendiği; orta katların yaşam ve ibadet alanı şeklinde kullanıldığı; üst katlarda ise dinlenme ve barınma işlevinin ön plana çıktığı anlaşılmaktadır. Yapının kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, bazı araştırmacılar mağara kompleksini MS 5. yüzyıl başlarına, yani Erken Hristiyanlık dönemine (Geç Roma-Erken Bizans) tarihlendirmektedir. Bu görüşe göre Zağ Mağaraları, Hristiyanlığın henüz bölgede tam anlamıyla güvenli koşullarda yaşanamadığı bir dönemde, baskı altındaki Hristiyan toplulukların gizli yerleşim, ibadet ve yaşam alanı olarak kullanılmıştır. Öte yandan kayalık alanın köken itibarıyla Urartu dönemine kadar uzanabileceği, sonraki yüzyıllarda ise Bizans, Ceneviz ve Acem toplulukları tarafından da değerlendirildiği ileri sürülmektedir.
Yerel anlatılarda mağaranın geçmişine ilişkin farklı rivayetler de bulunmaktadır. Bunlardan birine göre Timurlenk döneminde bölgede faaliyet gösteren eşkıyalar mağarayı üs olarak kullanmış, çevre köylerden topladıkları yiyecek, giyecek ve değerli eşyaları burada depolamıştır. Günümüzde doğal aşınma, definecilik faaliyetleri ve insan kaynaklı tahribatlar nedeniyle yapının önemli bir bölümü zarar görmüştür. Geçmişte yüzlerce odadan oluştuğu ifade edilen kompleksin günümüze yalnızca 17 odası nispeten sağlam şekilde ulaşabilmiştir. Buna rağmen Zağ Mağaraları, Bingöl ve çevresinin erken dönem kaya yerleşimleri ile inanç tarihi açısından önemini koruyan özgün bir arkeolojik alan olma niteliğini sürdürmektedir.


